İnanıyorum ki, deneyimlerimi sizlerle paylaşırsam yaşamınızı güzelleştirmenizdeki başarınıza bir katkıda bulunabilirim.
Tutarlılık, açıklık, yüksek enerji, duygusal denge, keskin zekâ, fiziksel sağlık ve vücudunuzun sesine kulak verecek kadar onu tanıma, hepsi yine bu yukarıdaki üç temel öğeden geçiyor.

Sağlığımızı kalıcı bir duruma getirmenin yolu ise yaşamımızın her saniyesini “maksimum farkındalıkla” yaşamaktan geçer. Daha enerjik ve daha sağlıklı olmayı keşfetmek ve bunu sizlere ulaştırmak için çok çabalayıp bunun için oluşturduğum çabalan sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü biliyordum ki aslında milyonlarca, hatta milyarlarca insan, yanı başında duran çözümü göremiyor.

Bilimsel gerçeklerle ve size yardım etme içtenliğiyle sunulan çözümlerse hayatımızı sağlıklı, enerjik ve neşeli bir hale getirecek. Bizler doğu ve batı dünyasının tam ortasında var olan bir kültürün uzantılarıyla yaşıyoruz. Bu kültür kendi yapısında aslında bütün çözümleri de içeriyor. Bizim yapacağımız ise bu kültür İçinde devam eden hayatımızı, yeniden kurgulayarak onu sağlıklı ve mutlu kılacak bir sistemle senkronîze olmasını sağlamak. Bu kültüre ılımlı bir gözle bakıldığında içinde doğunun bilgeliği, batının yapısal acıdan bize getirdikleri ve götürdükleriyle sağlığımızın bunların nasıl yansıdığını görebiliriz. Şu anda ülkemizde var olan sağlık profili hiç de iyimser bir noktada değil ne yazık ki.

Çocukluğumdan bu yana yüksek tansiyon, diyabet, kalp krizi, kanser, tiroid, şişmanlık, kemik bozuklukları hiç de azalmış değil… Tam tersine. Niçin hepimiz “sağlığımızı korumak” yerine hastalığı tedavi etme eğilimini daha çok tercih ediyoruz?

Yani hastalık ortaya çıkmadan bilgimizle, enerjimizle neden onu yok etmiyoruz? Örneğin kalp hastalıkları… Eğer kalp hastalığına yakalanabileceğimizi önceden tahmin edebilirsek ondan kurtulma olasılığımız %50′dir. Biliyoruz ki kalp problemlerine bağlı ölümlerin %25′i 65 yaşından önce ve genellikle erkeklerde olmaktadır. Yüksek tansiyon, kilolu olma, ailede kalp krizi vakasının olusu, spor yapmama, kötü beslenme ise bu yüzdeyi oldukça yükselmektedir. Simdi tüm bu gerçeklere rağmen hâlâ bir önlem alınmaması neden? Bir başka örnek olan “göğüs kanseri” ülkemizde kadın ölümlerinin en üst sıralarında yer alıyor. Ailemizde kanser varsa, özellikle göğüs ve rahim kanseri, cok stresli bir yaşam sürüyorsak, kötü besleniyorsak (ve de oldukça kiloluysak) bunların üstüne menopoz dönemimizde östrojen tedavisi aldıysak ve mamogram çektirmeyip, jinekologumuza gitmiyorsak ne bekleyebiliriz ki? Bütün bu gerçekleri ve diğer riskleri sağlık denklemine koyduğumuzda insanların ülkemizde ortalama olarak neden 65 yaşına kadar yaşadığı ve bu yaşamlarının son 20 yılını sağlık problemleriyle geçirdiklerini anlamak mümkün yükselmektedir. Simdi tüm bu gerçeklere rağmen hâlâ bir önlem alınmaması neden? Bir başka örnek olan “göğüs kanseri” ülkemizde kadın ölümlerinin en üst sıralarında yer alıyor. Ailemizde kanser varsa, özellikle göğüs ve rahim kanseri, cok stresli bir yaşam sürüyorsak, kötü besleniyorsak (ve de oldukça kiloluysak) bunların üstüne menopoz dönemimizde östrojen tedavisi aldıysak ve mamogram çektirmeyip, jinekologumuza gitmiyorsak ne bekleyebiliriz ki? Bütün bu gerçekleri ve diğer riskleri sağlık denklemine koyduğumuzda insanların ülkemizde ortalama olarak neden 65 yaşına kadar yaşadığı ve bu yaşamlarının son 20 yılını sağlık problemleriyle geçirdiklerini anlamak mümkün değil!!!